• Ayhan Kuzu
  • Kolon Kanseri Tedavisi

Kolon kanserinin (kalın bağırsak kanserinin) seyri (prognozu) nasıldır?

Hastalığın seyri (prognoz) tedaviden sonra geride kalan yaşam süresi içinde hastalığın bireyi nasıl etkileyeceğini ve neler olabileceğini anlamamızı sağlar.

İyi prognoz gelecekte kanser hastalığının tekrar gelişme olasılığının çok azaldığını gösterirken, kötü prognoz, hastalığın tekrarlama olasılığının yüksek olduğunu gösterir.

Hastalığın seyrini (prognozunu) belirlemek için doktorun bazı verilerden yararlanması gerekir. Bunların başında, hastalığın evresi (vücuda yayılım derecesi), kanser hücrelerin davranış şekli (diferansiasyon), uygulanan ameliyatın başarısı ve şekli, genetik bilgi ve hastalığın tespit edilme şekli (tarama kolonoskopisi ile tespit edilenlerin kolon kanseri hastalarının prognozu daha iyidir)  gelir.

Doktorlar, kanser hastalarının prognozunu hastanın 5 yıllık yaşam süresi ile değerlendirirler. Hastalığın tedavisinden 5 yıl sonra herhangi bir tekrarlama, yayılım (sıçrama) olmazsa hastalık tam şifa (kür) olarak kabul edilir. Bu nedenle kanser prognozu belirlenirken 5 yıllık yaşam süresi üzerinden değerlendirilir.

Prognoza etki eden başka faktörler var mıdır?

Evet. Bunlardan önemli olanlar kısaca aşağıda belirtilmiştir.

Differansiasyon:

Kanser hücrelerinin her birinin görüntüsü birbirinden farklıdır. Bazı kanser hücreleri kaynak aldığı doku hücrelerine benzemeye ve o dokunun özelliklerini aynen taklit etmeye çalışırlar. Bu kanser hücreleri asıl doku hücrelerinden çok az farkla ayırt edilebilirler. Bu tip kanserlere “iyi differansiye” kanserler denir. Bunların prognozu daha iyidir. Bazı kanser hücreleri de kaynak aldığı doku hücrelerine hiç benzemeyen farklı özellikler içerirler. Daha hızlı çoğalırlar ve çevre dokuya zarar verirler. Bu tip hücrelerin oluşturdukları kansere görünüşleri itibariyle “vahşi” tip veya “differansiye olmayan” tip kanserler denir. Prognozları daha kötüdür. Çoğu kolon ve rektum kanseri bu iki uç arasında bulunan “orta derecede differansiye” kanser hücrelerinden oluşurlar.

Ameliyat tekniği - Cerrahi teknik:

Kanserli dokunun tamamen çıkarılması ve geride hiçbir kanserli doku bırakılmaması tedavinin en önemli kısmını oluşturur. Burada cerrahın, bu konudaki, bilgi, deneyim ve becerisiyle uyguladığı teknik (mezokolik eksizyon tekniği), cerrahi başarıyı yükseltmektedir ve bu prognozu yakından ilgilendirir. 

Genetik:

Kalıtsal tip kolorektal kanserlerden biri olan non-polipozis kolorektal kanser (HNPCC) hastalarının prognozu, diğerlerine göre daha iyidir.

Hastalığın ortaya çıkışı:

Bulgu ve belirtiler oluşmadan tarama sırasında belirlenen kanserlerin prognozu diğerlerine göre daha iyidir.

Ek tedavi protokolleri:

Hastalığın yayılmasını veya tekrar oluşmasını engellemek için ilaç (kemoterapi) veya ışın (radyoterapi) uygulanması prognozu iyileştiren faktörlerdendir. Her hastalık evresi için farklı tedavi protokolleri ile kanserle savaşmak mümkündür.

 

Neden bazı kanserler ileri evrededir?

Vücudumuzda her gün milyonlarca hücre yenilenir. Bu çoğalma sırasında az sayıda kanser hücresi de meydana gelir. Gelişen anormal hücreler vücudumuzun savunma elemanları tarafından yakalanır ve tahrip edilirler. Vücudumuzdaki savunma sistemini oluşturan hücreler bu yabancı hücrelerin hemen farkına varırlar ve kanser gelişmeden bu hücreleri etkisiz hale getirirler. Lenf bezleri ve bu bezlerde bulunan hücreler de savunma sisteminin bir parçasını oluştururlar. Aslında vücudumuz, kendini kansere karşı koruyan mekanizmalara sahiptir.

Bazen bu küçük kanser hücreleri savunma sistemini oluşturan hücrelerden kaçar ve kanserli hücreler büyümeye başlar. Bu durumda bile vücudumuz kanser ile savaşmaya devam eder. Vücudumuz bu gelişen kanser hücrelerini tamamen öldüremese bile bu hücrelerin yayılmasını engellemeye çalışır. İşte vücudumuzun kanseri sınırlamak için kullandığı savunma gücü ile kanser hücrelerinin çoğalma ve yayılma yeteneği arasındaki denge oldukça önemlidir. Kanser hücrelerinin bir alanda sınırlı kalması ve çevreye yayılmaması vücut savunma gücünün iyi olduğunun işaretidir. Bunun yanında kanserin çevreye yayılması ve uzak organlara sıçraması savunma gücünün zayıflığına ve kanser hücrelerinin gücüne işaret eder. Bir başka şekilde ifade edecek olursak hastanın savunma sisteminin güçlü olması kanserin sınırlı kalmasını ve erken evrede yakalanmasını sağlarken, kanser hücrelerinin üstün olması ise hastalığın yaygın olduğu veya yayılacağı anlamına gelmektedir.

Kolon kanseri sağkalım oranları – Evresine göre yaşam süresi:

Kalın bağırsak kanseri – kolon kanseri tanısı alan ve aynı evrede olan çok sayıda (yüzbinlerce) hasta üzerinde yapılan takipler sonucu belli süre sonunda (genelde 5 yılsonunda) hayatta kalan hasta sayısına göre bu sağkalım oranları belirlenmektedir. Sıklıkla 5 yıllık sağkalım oranları tüm kanser tipleri için kabul edilen oranlardır.

Bu oranlar hiçbir şekilde bir hastaya geride kalan ömrünü söylemez sadece kabaca tedavi başarısı için bilgi verir. Bazı hastalar bu oranlara dikkat eder sorar, bazı hastalar ise bu şekilde bilgi sahibi olmak istemez.

Doktorunuzun sizin için en güncel tedaviyi belirleyeceğine güvenmeniz yeterlidir.

5 yıllık yaşam süresi ne demektir?

5 yılık yaşam süresi kanser tedavisinden 5 yıl sonra 100 hastadan kaçının hayatta olduğunu gösteren istatistiktir. Yani 5 yıllık yaşam süresi %90 demek 5 yılsonunda 100 hastadan 90’nı hayatta olduğunu göstermektedir. Fakat gerçekte daha fazla hasta hayatta kalmaktadır.

Kanser için verilen sağkalım süreleri ile ilgili birçok sorun vardır

Bu şekilde verilen rakamlar her zaman doğruyu yansıtmaz özellikle sizin durumunuz farklılık arz edebilir. Bu verilen oranlar kabaca değerlerdir ve dezavantajları vardır.

  • • Unutulmamalıdır ki bu oranlar en az 10 yıl eskiden tedavi edilen hasta oranlarını içermektedir. Günümüzde gelişen son tedavi sonuçlarını içermemektedir.

 

Kolon kanseri için evrelerine göre 5 yıllık sağkalım süreleri:

Ülkemizde çok sağlıklı veriler olmadığı için batı toplumundaki oranlar kabaca bir fikir verebilir. Unutulmamalıdır ki bu oranlar ülkemize ait değildir ve verilen rakamlar yaklaşık 10 yıl önce tedavi edilen hasta sonuçlarını içermektedir.

  • • Evre I: %87-92
  • • Evre II: %70-85
  • • Evre III: %55-75
  • • Evre IV: 15-25

 

Bu oranlar sadece kaba bir tahminden ileriye gitmemektedir. Sizin kişisel durumunuzu birebir göstermez. Bu tahmini oranlar belirlenirken kişinin yaşı, eşlik eden diğer hastalıkları (kalp, akciğer şeker hastalığı vb), tedaviye verdiği yanıt gibi birçok kişisel önemli bilgileri dikkate almadan hesaplanmıştır. Buna karşın bu oranlar size 5 yılsonunda hayatta kalma ve sağlıklı hayatınızı devam ettirebileceğinizi göstermesi adına değerlidir.

 

Daha fazla bilgi için doktorunuz ile konuşabilirsiniz.

 

Kolon kanseri (kalın bağırsak) ameliyatı sonrası takip nasıl olmalıdır?

Ameliyat ile kanserli bağırsak bölgesinin çıkarılması kalın bağırsak kanseri - kolon kanseri - için en etkin tedavidir. Ameliyat ile kanser olduğu gözle görünen bağırsak bölgesi ve lenf bezlerinin tamamı çıkarılsa bile hastalığın evresine göre kanser hücreleri vücudun başka bölümlerinde ortaya çıkabilir. Bu kanser hücreleri çok küçük olduğundan ameliyat sırasında fark edilemezler, fakat daha sonraki bir zamanda büyüyerek ortaya çıkabilirler. Tekrarlama riski, kanserin özelliklerine (kanser hücrelerinin davranış şekline), göre ve kemoterapinin etkinliğine veya yapılan tedavileri göre değişir. Kanserin tekrarladığı hastalara eğer erken tanı konulursa hastalar tekrar bir ameliyat veya ilaç tedavisinden fayda görürler ve şifaya kavuşurlar.

Ameliyat olmuş hastaların geride sağlam olarak bırakılan kalın bağırsak bölümlerinde yeni polipler oluşabileceği unutulmamalıdır. Bu nedenle ameliyat sonrası takip için diğer önemli bir neden yeni gelişebilecek bağırsak (kolon ve rektum) poliplerini aramaktır. Yaklaşık 5 hastadan birinde hayatının ileri döneminde yeni bir polip gelişebilmektedir. Bu polipleri kansere dönüşmeden tespit etmek ve çıkarmak önemlidir.

 

Takip programı ne kadar sürer?

Ameliyat sonrası tekrarlayan kanserler en sık ilk 2 yıl içinde tespit edilir. Takip, bu dönemde daha sık yapılmadır. Fakat tekrar (nüks) edecek olan kanserlerin hemen tümü, 5 yıla kadar uzanabilen süre içerisinde gözlendiğinden, en az 5 yıl izlemek gereklidir. 5 yıldan sonra takip, öncelikle yeni polipleri tespit etmek içindir ve daha seyrek yapılabilir.

 

 

 

 

 

 

Hastaya ve hastalığın oluşum şekline göre takip şekli, süresi ve yapılacak tetkikler değişebilmektedir. Bu nedenle sizi takip eden doktorunuzun önerileri çok önemlidir.

Takiplerden ne beklenir?

İlk 2 yıl doktor hastayı her 3-4 ayda bir muayene eder ve hastalığın seyrini izler. Tümör belirleyici olarak kullanılan bir kan testi (CEA testi) kanser nüksünü (tekrarını) tespit etmede kullanılan bir tetkiktir. Ancak bu test tamamen güvenilir değildir. Doğru takip edilmek şartıyla önerilebilir. Takipte fizik muayene ek olark belli zaman aralıklarında fleksibl sigmoidoskopi / kolonoskopi, akciğer grafisi, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme ve PET/CT incelemeleri uygulanır. Bu tetkiklerden hangilerinin ne zaman yapılacağına doktorunuz karar verecektir.

 

Alternatif tedavi yöntemleri gerçekten yararlı mıdır?

Her yıl binlerce insan tedavi etkinliği bilinmeyen ve bilimsel yararı keskinlik kazanmamış çok sayıda ilaç benzeri tedavilerden yararlanır. Bunlara alternatif tedavi yöntemleri denir. Bu yöntemlerin bilimsel açıdan yararlılıkları ispat edilmediği için tıp fakültelerinde ve doktor eğitiminde yer almaz.

Akupunktur, masaj, bitkisel özlü ilaçlar, kriyopraktis ve diyet uygulamaları, etkinlikleri henüz ispatlanmamış olan bu tedavi yöntemlerine örnektir. Kanser hastaları, çevrelerinde duydukları yetersiz bilgilendirme ile doktora danışmadan bu alternatif tedaviyi en sık kullanan bireylerdir.

Alternatif tedavide kullanılanların her ne kadar büyük bir kısmı zararsız da olsa bazılarının ciddi yan etkileri vardır. Başka bir grubu da bilimsel olarak etkinliği ispatlanmış ilaç tedavilerinin etkinliğinin kaybolmasına neden olabilir. Daha da önemlisi doğru tedaviye geçilmede zaman kayıplarına neden olur.

Alternatif tedaviler neden kanser hastalarının ilgisini çeker?

  • - Tıp alanındaki tüm gelişmelere karşın ileri evredeki bazı kanserlerin tam şifası halen mümkün olamamaktadır. Bu nedenle hastalar bir ümit ile her duyduklarına inanır ve değişik tedavi yöntemlerini denerler.
  • - Alternatif tedavilerden çok fazla ekonomik gelir elde edildiği için bunlar üreticileri tarafından hastalara umut verici ve son çare tedavi yöntemleri olarak sunulur.
  • - Bazı alternatif tedavi yöntemleri içinde bulunan vitamin ve besin elemanları nedeni ile, hasta için aşırı olmamak şartı ile belli bir oranda kullanılırsa yararlı olabilir.
  • - Kanser hastaları, ölüm korkusu nedeni ile şifa için her türlü tedaviyi denemek ister.
  • - Bazı ileri kanser vakalarında doktorların hastalarına sunabilecekleri herhangi bir ilaç tedavisi kalmayınca hastalar şifa amacı ile bu tip alternatif tedavi ürünlerini pazarlayan insanlara bir ümit ile sarılır
  • - Alternatif tedavi yöntemleri ile sağlığına kavuştuğu söylenen hastaların bir çoğu, zaten kanser tedavisinde kullanılan tüm ilaçları ve tedavileri kullandıkları için başarının, alternatif tedaviden değil, standart olarak kullanılan kemoterapi veya radyoterapiden meydana geldiği bilinmelidir.
  • - Alternatif tedavileri kullananların takip süreleri çok kısadır ve bu nedenle tam şifa demek doğru değildir. Kanser hastalığında tam şifa demek için en az 5 yıl hastanın hastalığı nüks etmeden yaşaması gerekir. Alternatif tedavi yöntemlerinin hemen hiç birinin uzun dönem takip sonuçları da yoktur.
  • - Kemoterapi ve radyoterapi bilimsel olarak ispat edilmiş tedavi şekli olduğu için bu tedavilerin yan etkileri henüz tedaviye başlamadan önce doktorlar tarafından hastalara anlatılır. Alternatif tedavide ise hiçbir yan etki rapor edilmez ve hastaya anlatılmaz. 

Alternatif tedavilerin etkinlikleri ispatlanmamıştır!

Bir ilacın üretilmesi ve etkinlik araştırmalarının yapılması yıllar sürer. Hastaların kullanımına girmeden önce ilaçların etkinliklerinin klinik çalışmalar ile çok açık gösterilmeleri gerekir. Daha sonra kanserli hastalarda kullanılan bu ilaçların yan etkileri ve tedavide kullanılan diğer ilaçlara üstünlükleri araştırılır. Eğer ilaç tüm bu safhaları geçerse ancak Sağlık Bakanlığından kullanım ruhsatı alabilir.

Günümüzde kullanılan alternatif tedavi yöntemlerinin hiç birisi yukarıda kısaca anlatılan ilaçlar için uygulanan bilimsel etkinlik araştırmalarından geçmemiştir. Bu nedenle alternatif tedavilerin bilimsel çalışmalar ile gösterilmiş bir etkinliği yoktur.

Tüm bu yukarıda anlatılanlardan dolayı sevdiklerinize bilimsel etkinliği bilinmeyen bir tedaviyi önermeden önce çok iyi düşünün ve bilimsel tedaviye geçilmesi için zaman kaybına meydan vermeden mutlaka doktorunuza danışın.